WhatsApp’taki ‘Mavi tik’ sendromu

WhatsApp’ın güvenlik sorunlarının konuşulduğu şu günlerde birçoğumuzun istemeden yaşadığı “mavi tik sendromu”na değinmek istedim. Mavi tik; ‘okundu’ ya da ‘görüldü’ gibi versiyonlarla Instagram, Telegram, Messenger gibi diğer uygulamalarda da etkin. Bu özellikle uygulamalar dikkatimizi daha çok çekiyor ve aslında bizi duygusal olarak bağlamak için tasarlandılar diyebiliriz. Öyleyse “ ‘mavi tik’ neden bu kadar önemseniyor?” sorusuna birlikte yanıt arayalım.
Bilgiye Anında Erişim İsteği
Günlük hayatın koşuşturması teknoloji etkisiyle uygulamalara da dahil oldu. Aciliyet ve bilgiye hemen erişme isteğini içinde barındıran duygular, aslında karşı tarafın mesajımızı okuduğuna, ancak görmezden gelmeyi seçtiğine inanmamıza neden olabiliyor. Hatta zaman geçtikçe durumla alakalı rahatsızlığımız artıyor. Ve artan kaygımız yüzünden bize yanıt vermeyen kişiyi, yanıt almaya zorlamak için mesaj bombardımanına tutmamıza bile neden olabiliyor.
Hayalet Olma Korkusu
Peki ‘Mavi tik’-‘görüldü’ kaygısı nasıl gelişti? Sosyal hayatımızı düşünelim. Bir arkadaşınıza bir şey söylüyorsunuz, sizi duyduğunu biliyorsunuz ancak kasıtlı olarak sizi görmezden geliyor. Bu tür bir durumda sanırım cevap almak için konuşmaya devam eder; hala cevap gelmezse sinirlenir ya da kötü bir şey yapıp yapmadığımızı sorgulardık.
Sosyal ve ‘çevrimiçi’ hayatların birbirine bu kadar geçtiğini düşünürsek insanların aynı iletişim kurallarını beklemeleri pek de şaşırtıcı değil.
Teknolojide Gelişen Normlar
Herhangi bir yakın ilişkide bize cevap verilmemesi, kendimizi aşağılanmış, izole edilmiş ve utanmış hissetmemize neden olabilir. Ve karşı taraftan cevap gelmediği sürece endişemiz artarak devam edebilir.
Doğal Sabırsızlık
İngiliz Sağlık Danışmanı Graham Landi, bir gazeteye verdiği röportajda WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamaları doğal sabırsızlığımızı etkilediğinden bahsediyor. Her şeyin hemen olmasını beklemeye alışkınız ve bu durum psikolojimiz için pek de sağlıklı değil.
WhatsApp ve İlişkiler
CyberPsychology dergisinde yayımlanan bir çalışma, yaklaşık 28 milyon çiftin WhatsApp ve Facebook yüzünden ayrıldığını ortaya koyuyor. Gördüğümüz gibi sevdiğimiz insanlar sürekli temas halinde olma gerçeği, birçok ilişkiyi yok edebiliyor. Yani “20 dakika önce mesajımı okudun, bana neden cevap vermedin?” ya da “Çevrimiçiydin ama bana yazmadın.” Gibi ifadeler dünyanın hemen her yerinde duyuluyor ve ciddi tartışmalara neden olurken kıskançlık, şüphe ve anksiyeteyi de artırabiliyor.
Olumsuzluk Önyargısı
Hepimizin doğal bir olumsuzluk önyargısı var. Özellikle karşı tarafa dair bir şüphemiz varsa bu ‘mavi tik takıntısı’ kendimiz ve ilişkilerimiz hakkında güvensizlik duygusu oluşturuyor desek, sanırım yanılmış olmalıyız.
Evet… Birçoğumuz çevrimiçi mesajlaşma çok hızlı ve kolay olduğu için ego merkezli hareket etmeye ve her an reaksiyon almaya motiveyiz. Hatta bazı durumlarda sınır koyma konusunda problemler yaşayabiliyoruz. Sınırlarınızı kaybedip kaybetmediğini kendinize sormalısınız.
Unutmayın. Gerçek yakınlık, birine her an ihtiyaç duymaktan çok, onun hayatına saygı duyarken birlikte paylaşmakla ilgili.