Depremin 5 Psikolojik Etkisi

Geçtiğimiz günlerde Elazığ’da 6.8 şiddetindeki depremde an itibarı ile 39 kişi hayatını kaybetti, 1605 kişi ise yaralandı. Hayatta kalanlar ise bir trajediyle yüzleşmek durumunda diyebiliriz. Bu yüzleşme, molozlar arasında sıkışmış hayatları kurtarmaktan, geride kalan karışıklıkları temizlemeye kadar insan psikolojisini derinden etkileyen olayları içerse de belki de bireyler için en zor olanı, kendi kişisel yıkımlarının parçalarını toplamak olacak.

Bu felaketin ardından yıkılan binaların, sokak hayvanlarının ve kurtarma görevlilerinin kahramanca faaliyetlerini takip ediyoruz. Ancak göremediğimiz veya anlayamadığımız şey ise depremin hayatta kalanlar üzerindeki kalıcı etkileri. Elbette depremzedelerin duygu ve düşüncelerini depremi yaşamadığımız için tam olarak içselleştiremeyebiliriz ancak birçoğumuz bu kadar yıkıcı bir gücün insanları ne kadar zor bir duruma soktuğunu tahmin edebiliyoruz.

Ancak olay yerinde depremden etkilenmiş kişilerin bu olumsuz olayla başa çıkmasına yardım etmekle görevli veya gönüllü birçok psikolog var. Ben de depremin en yaygın psikolojik etkilerini daha iyi anlatabilmek için burayı kullanıyorum.

İlk olarak depremden kurtulanlar genellikle hipervijilans yani aşırı tetikte olma halini yaşıyor. Genellikle Bu durumdaki insanlar küçük bir ses duyduklarında bile dışarıya kaçma eğiliminde. Sevilen bir kişiden iyi niyetli ancak beklenmedik bir dokunuş, bireyin korku içinde bağırmasına neden olabiliyor. Bunun nedeni, vücudun güvenliği için dışarıdan bir tehdide karşı alarma geçmesi diyebiliriz. Bu durum, insanları sinirli ve toplumdan izole hissettirebilir. Tipik olarak bu problem zamanla kendiliğinden geçiyor. Ancak, travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi rahatsızlıklarla da karşılaşmak mümkün.

İkinci etki olarak bireyin hayatı depremle tehdit edildikten sonra kaygı ve depresyon belirtileri göstermesi hiç de nadir bir durum değil. Bu durumda birey, yorgunluk, uyku kaybı, günlük aktivitelere ilginin azalması, konsantrasyon kaybı gibi semptomlar gösterebilir. Bu semptomlar, zamanla azalabilir ancak, kalıcı olduğu kanıtlandığı takdirde tedavi programı çizilmesinin elzem olduğunu hatırlatalım.

Deprem ve diğer doğal afetlerden kurtulanların, olayı sürekli olarak yeniden yaşaması da tipik olarak görülen başka bir durum. Onların kendilerini daha güvenli hissetmelerine, normallik duygusuna geri dönmelerine yardımcı olabilmek için mümkün olan en kısa sürede rutin hayatlarına döndürmeye çalışmalıyız.

Diğer bir etki ise, korkuların fobiye dönerek başka bir deprem olasılığını kontrol etme isteği olabilir. Ancak bu durum açıkça kontrolümüz dışında olduğu için kişinin endişeyle yaşamasına sebep olabilir.

Son olarak depremden doğrudan etkilenen çoğu kişi travma sonrası stres bozukluğuna benzeyen birçok psikolojik semptom gösterme olasılığı oldukça yüksek. Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri, yoğun korku, flaşback dediğimiz olay anını tekrar yaşama ve kabusları içeriyor. Bu, depremin bireyin üzerindeki en şiddetli ve en kalıcı psikolojik etkisi denilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir